ateşten sozcuklerle konuşurdum eskiden, buz tutmuş ir yanardağım şimdi..
şehirleri tanınmayan bir turnede oyuncuyum
aslında oludur butun izleyicilerim
çevresine duyarsız kalamayan bir deliyim....
bugun nostalji yapmaya karar verdim; nereden çıktı diye duşunecek olan olursa hani belki bi yerden, eşyalarımı topluyorum, malum yurt hayatı çok fena eşya toplamayı gerektirmekte sene başında... oyle neler var neler yok diye bakarken bi kaç tane şiir falan buldum; onlar yazayım dedim ki en guzeli behçet necatigil'in eseri..
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı...
butun yakınlarınız sizi yanlış tanıdı...
bitmeyen işler yuzunden
(siz boyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anşatmaya herşeyi
kalbinizi dolduran duygular.....kalbinizde kaldı...
siz genşi zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi soylemek
yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi
gizli bahçenizde açan çiçekler vardı
gecelerde ve yalnız
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı....
pek çok da şey yazmışım aslında ama o kadar çok ve o kadar karanlıklar ki, onları buraya aşımaya gerek yok kanımca; ama bi de mona rosa var ki, yazıyı da onunla kapayatım bali...
Ah, senin yuzunden kana batacak Mona Rosa, siyah güller ak güller.......
p.s.: yazdıklarımdan bilmediğim bi yanlışlık, ya da ne bileyim şairlere ayıp olacak birşey yaptıysam şimdiden ozur dilerim, saygılar.....
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment