Sunday, May 13, 2007


dun geceki eğlenceli taş oda konserlerinden sonra ki bugun de buyuk bir hızla devam edecekler kendileri, sabah ( ya da oğlen mi demeliydim) uyanmaya çalışırken yanlış bir film seçtim sanırsam...aslında yanlış zamanlama daha doğru olacak galiba çunku akşamdan kalma midem boyle sahneleri pek kaldırmadı sanki...filmimiz three extremes-üç sıradışı- adlı gerçekten birbirinden farklı ve uç noktalara konuçlanmış üç hikayeden oluşmakta...ilk ikisini tren yolculuğunda *ki o da yanlış bir yer konumlamasıydı izleyen bunye sahibi innsan,bu içlemenin son filmini de izlemiş olmaktan son derece memnun....


"yanlışlıkla" ikizini olduren bir hatunla başlayana maceramız,daha ilk filmin etkisini uzerinden atamamışken ikinci filmin bombasıyla baya bi sarsılmıştı yolculuk esmnasında;malum otobuslerde bile yer verilen anne adaylarımızdan biri gençleşmek için kendi bebeğini yerken,içinde kıyma muhteviyatı olarak cenin içeren bir mantıdan zehirlenip garip kokular saçarken,aklıma birden nip/tuck geldi nedense;insanların gençleşmek uğruna çektiği çileler...sonra bir de the fountain vardı ki ölumsuzluk ağacından parçalar koparıp yiyen Hugh Jackman vardı ki içinden bitkiler çıkan,ona bi yolculuk yaptım sonra;insan neden bu kadar gençleşmek ister ki,canını deli gibi acıtan yontemlere başvurur?


filmin son parçası da bitirdi zaten bizi;iyi bir insanın iyi olduğunu nasıl kanıtlayabilirsiniz?birini oldurmek mi,yoksa sevdiği bir insan hakkındaki kotu düşüncelerimi ya da ondan sakladığı şeyler ortaya çıkınca mı iyi bir insan kotu birine donuşuverir? bir insanı kurtarmak için birini oldurmen gerekse ne yaparsın;ama sevdiğin insan ona itiraf ettiklerinin acısıyla yaşayabilir mi acaba??


No comments: