yaz geldi sanki,hava deli gibi sıcak...biz de balkonumuzda oturmuş emekiler gibi gelen geçeni izliyoruz;karşıdaki aylin hanımlar da perdeleri değiştirmiş konseptinde takılıyoruz....balkonumuzdan çeken wireless sayesinde de internet alemine buradan da ulaşabiliyoruz,biri bizi durdursun.. bu sıcakta bir de finaller var ki bu konuda hiç mi hiç konuşmak istemiyorum;gerçi benim final donemim biraz daha rahat geçmekte,benim gibi olmayıp da 7/ 24 ders çalışanlar mevcut...ben de kitaplarımı almışım,birazdan ayaklarımı uzatıp belki de gelmeyecek serinliği beklerken kitap okuyacağım muzikle beraber....
ama hiç olmazsa biz yakmaktan bi çekinmeyen bir guneşe sahibiz,ki bu da iyi birşey;tamam yağmurlu bir gunde kitap okuyup çay içmek de guzel,dışarıda yağmur deli gibi yağarken mutlu da oluyor insan ama guneşle beraber uyanmak da çok tatlı birşey bence..
bi de farkettim ki hava guzel oldu olalı ben çok az şey yazıyorum;sanatçı falan da değilim aslında ama herhalde kanımda bi yerlerde aynı romanlığın da dolaştığı gibi gizli bi sanatçılık var....
entellekuel bir kimliğe sahip olduğumu kabul etmesem de ki çunku bi insanın asıl okuma duzeyinin, ya da film izleme duzeyinin bizim kadar olması gerektiği duşuncesini sahiplenmiş durumdayım, "entel" kelimesi kullanımının kufur ya da kotu bir yone yorulamayacaığı düşüncesindeyim ki şu canına yandığımın hayatında bu şekilde kullanan insanlarla aynı universitede okumaktayım,acıdır ki...bolumumu sevmediğim kanısındayım;insanların biraz olsun da cv sini duşunmediği,gerçekten yapmak istediği için birşeyle yaptığı bi bolume sahip olmayı çok arzuluyorum;tabii ki o insanların da bazıları gerçekten istedikleri için yapıyor olabilirler ama çoğunluğunun kendini zorunlu kabul ettikleri için belirli şeyleri yaptığı kanısındayım...bilmiyorum çok mu onyargılı bakıyorum ama bu denli bi çaba bana gore değil hiç.....yoksa ben mi yanlış duşunuyorum ama bu bana uygun değil onu biliyorum...
umarım mithat abi beni derslerine kabul eder; çunku benim de içimde ya yapamazsam korkusu var, ve eğer bu korku haklı bir korkuysa, işte o zaman ne yaparım onu ben de bilmiyorum hiç....işte o zaman asıl korku başlayacak;asıl şimdi ne yapacağım korkusu,tedirginliği....işte o zaman bağlı olduklarımın aslında bi yanılsama olduğunu anlayacağım ki yukarıdakinden çok duşuncelerime bağlı olan ben, herşeyi baştan yıkıp tekrar kurmak zorunda kalıcam...ama korku yersiz, denemezsem bilemem;bu kadar gozupeklik de ne derece doğrudur, onu da bilmiyorum ama deneyeceğim ben de yeldeğirmenleriyle savaşmayı, kendi yeldeğirmenlerimin altında ezilicem belki de ama naapalım artık, sadece durmak bana gore değil sanırsam....
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
2 comments:
beckett demiş ya:"tekrar dene tekrar yenil ama daha iyi yenil":)yani böyleydi galiba,bazı şeyleri düşünmeden ilerlesek de zamanla sevebileceğimiz şeyler vardır.belki öğrendikçe,belki yenildikçe,belki kazandıkça..insanı hayvanlardan ayıran iki şey vardır zaten:merak ve empati ne olacağını merak ettiğin için devam edebilirsin,bu gözüpeklik değil,doğandan kaynaklı bişey sanırım,insan doğasından..kolay gele:)
evet biliyorum o sozu,oyle birşeydi sanırsam... ben de insan olduğuma yoruyorum zaten, empatiden biraz sınıftan kalsam da ara ara, bakalım denicez bişiler;denemeden bilemem;)
Post a Comment